Kış Mevsiminde Lekelere Veda..

lekeler kabusunuz olmasın

LEKELER KABUSUNUZ OLMASIN!

Merhabalar,

Uzunca bir aradan sonra işte yine burdayım 🙂 Umarım herkesin yazı güzel, dolu dolu geçmiştir.Yaz ve hatta neredeyse sonbahar bitip güneş iyice bulutların arkasına saklandığına göre leke problemi yaşayanlar kurtulmak için artık korkmadan adım atabilir. Bu yazımda benim çok sevdiğim dünya tatlısı Dr.Hilal Koral’ın leke tedavisi ve bakımı hakkındaki bilgi ve önerilerini sizlerle paylaşıyorum. Keyifle okumanız dileğiyle..

LEKELER BİZ KADINLARIN KADERİ Mİ? ARTIK HAYIR! …
Özellikle güneşin cömert olduğu ilkbahar ve yaz aylarına lekelerinizin kabus olmaması için hazırlıklarınızı kıştan yapabilirsiniz. Hormonal aktivitenin zirve yaptığı hamilelik gibi dönemler başta olmak üzere
kadınların hayatlarında selülit gibi kaderlerine yazılmış ikinci büyük problemde cilt lekeleridir.
Güneş başta olmak üzere hormonal ilaçlar, hamilelik en belli başlı leke kaynağıdır. Güneşten yani
UV den kaçınmak biryere kadar lekeyi önlese de hormonal değişikliklerin yaşandığı ve mecburen
hormonal ilaçların kullandığı dönemler maalesef lekeye en büyük davetiye çıkarıldığı zamanlardır.

Tedavisi oldukça güç olan bu pigmentasyon dediğimiz lekeleri oluşturan cildimizdeki melanosit
adını verdiğimiz hücrelerin sayı ve yoğunluklarının artmasıdır. Bugüne kadar kullandığımız çeşitli
leke açıcı kremler, kimyasal peelingler ve lazer­IPL tedavileri çok sınırlı sonuç vermekte, çok kısa
sürede lekelerin geri gelmesiyle sonuçlanmaktaydı. Son 2­3 yıldır ise yeni bir uygulama ile leke
sorunu 1 ay gibi kısa sürede halledilebiliyor , hemde çok fazla işten güçten alıkoymadan…
Enzimatik peeling adını verdiğimiz bu uygulama deride bulunan melanin miktarını azaltarak
pigmentasyonu (leke oluşumunu) baskılayan etkin bir yöntemdir ve etkisini ciltte leke oluşumunu
tetikleyen mekanizmayı baskılayarak yapar. Cilt esmer ve leke de eski ise sonuç almak iyice
zorlaşmaktadır. Enzimatik peeling sistemleri ile daha önce klasik yöntemlerle tedavi edilememiş
kronik lekeler bile başarıyla yok edilebilmektedir. Enzimatik peelingler klinik ve ev uygulamaları
şeklinde iyi bir doktor­ hasta işbirliğini gerektirmektedir .Esmer ciltler de dahil her cilt tipine
uygulanması, kısa sürede çok iyi sonuç vermesi, yan etki ve ağrılı olmaması  gibi avantajlara sahiptir.

Klasik tedavilerle kıyaslandığında sonuçları ile ilk sırada tercih edilebilecek bir peeling sistemidir.Yaklaşık 1 ay gibi bir sürede lekenin tamamına yakının temizlenmesi, ciltde belirgin bir canlanma, ışıltı, kırışıklık ve gözeneklerde azalma
gözlemlenmektedir. Takip eden süreç içerisinde lekenin baskılanması ve yeniden ortaya çıkışının
önlenmesi için devam kreminin ve güneş koruyucunun programlı bir şekilde kullanılması
önemlidir.

Uygulama Alanları: Yüz , Boyun ve dekolte , Karın bölgesi ,Bacaklar ve eller

Cildin yaşlı görünümü ve yaşlılık lekeleri ,yüzdeki aşırı pigmentasyondan kaynaklanan lekeler, derideki koyu lekeler (spotlar) , melasma ,chloasma ,akne izleri de bu peeling ile tedavi edilebilir.
Leke Tedavisi tek seansla ciltteki lekeleri tamamen gideren bir uygulamadır. Doktor gözetiminde
yapılan cilt analizi sonrası hangi leke tedavisinin yapılacağına karar verilir. Her kit, tek hasta
uygulaması içindir. Kit içinde yer alan arındırıcı solüsyonla cilt derinlemesine temizlendikten sonra yüze krem bazındaki maske uygulanır. Krem bazındaki maske cilt üzerinde 8­/12 saat arasında
kalır. Maske sonrası kişiye devam kremi ve kızarıklık önleyici nemlendirici kremler verilir.
Gündüzleri de bu işlemler yanısıra güneştende korunarak uygulama devam eder. 15 günde yaklaşık lekenin yarısı çıkmış ve canlı bir cilt görünümü ortaya çıkar, gerekirse 2. bir uygulama daha yapılarak 1 aya kadar % 80­90 lekenin çıktığı görülür ,devam kremi uygulanarak lekenin geri gelmesi önlenir.

Sağlıkla güzelliğin ve birlikteliği dileğiyle

SATEN KADINLAR ICIN GERCEK GUZELLIK ONERILERI

burcinozbulut
Tarih boyunca güzellik kavramı moda akımları gibi sürekli değişmiş ve bu bağlamda pek çok popüler uygulamalar karşımıza çıkmıştır. Bu akımların hepsini bir kenara bırakıp ve sizi en önemli olan doğal güzelliğinizi keşfetmeye davet ediyorum.
Maalesef görüyoruz ki herkes kendinde olmayanı istiyor. Geçtiğimiz şubat ayında eşimle birlikte hem iş hem de farklı kültürleri keşfetmek üzere gerçekleştirdiğimiz Tayland seyehatinde tüm Asia ülkelerinin katılımcılarının olduğu büyük bir toplantı gerçekleştirdik. İçinde bulunduğumuz sağlık ve estetik sektörü gereği gündem tabiki sağlıklı güzellik ve estetik uygulamalar üzerineydi. Asia insanlarının son derece naif bedenleri ve kalemle çizilmiş gibi yüzleri olduğunu biliyoruz. Fakat inanın onlarında birçoğu kendilerinde olmayanı istiyor. Benim gülünce burnum hafif aşağı doğru iner ve biraz sivri görünür ve eşimin de daha önceden burnu kırıldığı için azıcık eğri 🙂 Orada karşılaştığımız asyalıların çoğu bizde burnumuzu böyle yaptırmak istiyoruz, Türk insanlarının burunları iri ve biçimli :)) Bedenleri ise çok güçlü ve sağlıklı duruyor demeleriydi.
Birçok Türk kadının kavuşmak istediği görünüm ise inncecikk bir vücut ve küçücük hokka bir burun ??

Bir örnek vermek istiyorum çok tanıdık gelebileceğini düşündüğüm.. Çok ünlü ve gerçekten alanında çok başarılı ve saygıdeğer bir doktor geçtiğimiz aylarda Türk halkının yarışmalardan tanıdığı bir isme Gizem Hatipoğlu’ na burnu ile ilgili küçük bir operasyon gerçekleştirdi. Operasyona gerek var mıydı yok muydu vs. bunlar hakkında eleştiri yapmak benim üzerime düşmez.. Belki Gizem Hanım küçük ve hokka burunla çok daha mutlu olacak veya belkide doktorunun ön gördüğü bir problemi gidereceklerdi. Ama uzaktan bakınca birçok insanın gördüğü şu oldu.. yapılan minik bir dokunuş bile bazen bir insanı tamamen değiştirebiliyor. Bütün yüz ifadesi, sıcak ve samimi doğal güzelliği kaybolmuş bir kadın çıktı ortaya. Beğenenlerde olabilir saygı duyuyorum.. Yapılan işlem buruna bakarsanız kusursuz denilecek kadar GÜZEL! Ve hatta şu da bilinen bir gerçektir ki Estetik Operasyonlardan sonra insanların kendilerine olan güvenleri artar ve gerek sosyal hayatta gerek iş yaşamında daha başarılı olurlar. Ama burda altını çizmek istediğim konu şudur ki KUSURSUZ GÜZELLİĞİN PEŞİNDE KOŞMAYIN! Heryeriniz Herşeyiniz de mükemmel OLMAYIVERSİN! Birazda kendinizi sevin yahu, elinizi, yüzünüzü bedeninizi sevin.

Estetik operasyonda yaptırın. Yapılmalı da zaten. Ama herşeyinizi, heryerinizi yaptırmayın. Gerçekte ihtiyacınız olanı tespit edin, yüzünüzü bedeninizi tanıyın, lazım olanı yaptırın, bakımlarınızı ihmal etmeyin.. Her uzvunuz tek tek kusursuz olduğunda bütünde çok güzel görünmüyor. Estetik harikaları da var yok mu? Deniz Akkaya var mesela ilk aklıma gelen.. ama defalarca geçirilen operasyonlar önce güçlü psikoloji sonra sağlam bütçe gerektirir..
Sağlıklı beslenin, bol su tüketin, spor yapın, herşeyden yiyin tatlıı tuzluu.. Ama az yiyin 🙂 kendinizi mutlu edin.. Katı ve şok diyetlerden uzak durun. Ömür boyu uygulayamayacağınız diyetlerden vazgeçtiğinizde geri dönüşleri tramvatik olabilir. Cilt bakımlarınızı ihmal etmeyin. Size iyi geldiğini düşündüğünüz ürünleri mutlulukla kullanın 🙂 Saçlarınızı sevin onlara fırsat buldukça minik bakımlar uygulayın.. Sevin, sevilin, kendinizi biraz rahat bırakın, olayları akışına bırakın fazla kurcalamayın, insanları yargılamayın ve HOŞÇAKALIN..

 

Burçin Özbulut

Neyi Nerede Nasıl ?

large

Merhabalar..

Kar yağışının olduğu şu günlerde masallardaki kadar güzel bir kış geçirmenizi diliyorum 🙂 Kış aylarında daha çok evimize ve kendimize vakit ayırdığımızı düşünüyorum. Soğuk havalar ve yağış sebebiyle sıcacık kahvemizi alıp kitabımızı okumak ya da evde dostlarımızı ağırlamak en keyifli aktivitelerden olsa gerek. Birde sadece kış aylarında yaptırabileceğimiz estetik ve kozmetik uygulamalar var. Bazı uygulamalardan sonra güneşten korunmak çok önemli olabiliyor. Özellikle cilt lekelerini ve akne izlerini gidermek amacıyla yapılan lazerli uygulamalar için bu havalar bir fırsat. Evde zaman geçirirken de bu süreyi değerlendirmiş olabilirsiniz.

Bu yazımda asıl bahsetmek istediğim konu ise İstanbul Nişantaşı’ nda yeni açılan bir klinik.. Yirmi yılı aşkın bir süre önce İskenderun’ da açılan ve o günden bu güne kaliteli hizmet vermeyi prensip edinmiş Daisy Kliniklerinin üçüncüsü 2015 yılı itibariyle Nişantaşı’ nda hizmet vermeye başladı. Daisy Kliniği hakkında yazmak istememin en önemli sebebi ise kapıdan girdiğiniz anda sımsıcak bir ortamla karşılaşmanız. Kendinizi çok rahat hissedebileceğiniz, ihtiyaçlarınızı tüm samimiyeti ile anlatabileceğiniz ve aynı samimiyetle gerçek çözümler bulabileceğiniz güvenli bir ortam. Daisy Kliniklerinin candan ve güleryüzlü sahibesi Songül Durur Zevzir mesleğine aşık bir kadın.  Her yeniliğin sıkı takipçisi ve  teknolojiye çok ciddi yatırımlar yapıyor. İskenderun ve Adana’ daki klinikleri gibi Nişantaşı’ nda da oldukça geniş bir hizmet yelpazeleri var. İçeride ise tam bir ekip ruhu yaratmayı başaracak kadar enerji ve sevgi dolu. Deneyimli estetisyen kadrosu ise sunulan tüm hizmetlere ayrı bir güzellik katıyor.

Önümüzdeki günlerde ilk fırsatta güzel bir peeling uygulaması yaptıracağım ve merak edenler için detaylarını yazacağım. Kendiniz için birşeyler yapmak istiyor fakat güven sorunu yaşıyorsanız ya da çekiniyorsanız ve de yolunuz Nişantaşı ‘na düşerse bilgi almak ve sıcak birşeyler içmek için uğradığınızda sizi tüm enerjileri ile karşılayacaklardır.

http://www.daisypoliklinik.com

Doğal Gençleşme Yöntemleri..

Sizde daha genç ve sıkı bir yüz ifadesi istiyor fakat ne yaptıracağınıza karar veremiyorsanız yeni yöntemler için takip edebilirsiniz.

Saten Yüz Germe

Kilo Verme ve Sıkılaşma İçin X Body

1Günaydınlar,

Enerjisi bol, dinamik bir gün diliyorum sizlere..

Malum sonbaharın son günlerini yaşıyoruz ve kara kış kapıda. Kış aylarını ise birçoğumuz daha hareketsiz ve aktivitesiz geçiriyor. Üstelik daha az su tüketiyor daha fazla atıştırmalık gıdalar tüketiyoruz. Yaza doğru ise bir telaş sariyor her yanı 🙂 Oysa yazın ince ve sıkı görünmek için kıştan kontrolü ele almak lazım. Katı diyetler yapmadan, herşeyden küçük porsiyonlar yiyerek, su tüketip hareket edersek zaten mesele kalmayacaktır. Hareket konusunda ise zaman problemi yaşadığımız doğrudur. Haftada en az 3 – 4 gün spor salonuna gitmekte ve en az bir saatinizi ayırmakta zorlaıyor iseniz yeni bir yöntem olan  X Body’ i araştırdım ve keyifle paylaşıyorum.

Nedir XBody ?

XBody ile haftada 2 kez yapilan 20 dakikalik egzersizler fit bir vucut gorunumune yardimci oluyor.

EMS yani açılımı Electro Muscle Simulation olan bu kelimenin karşılığı, “Elektriksel Kas Uyarımı”dır.

EMS; bir antrenman, bir rehabilitasyon ya da bir vücut biçimlendirme aleti olarak kullanılabilir.

Klasik spor yöntemlerinde beyin, kasların kasılıp harekete geçmesini sağlamak için kaslara elektrik sinyalleri

gönderir. EMS sisteminde ise, akımlar bir cihaz tarafından üretilir ve doğrudan uyarılacak olan kasların üzerindeki

elektrotlar aracılığıyla kaslara ulaştırılır. Böylece kaslara, beynin gönderdiği sinyallere ek olarak çok daha yoğun

uyarılar gönderilir. Vücuttaki tüm kas gruplarının aynı anda çalışması sayesinde bazal metabolizma tetiklenir ve

kas güçsüzlüğüne bağlı tüm fiziksel rahatsızlıklar giderilir. EMS’nin vücuttaki tüm kasları aynı anda çalıştırması

sadece 20 dakikanızı alır.

Xbody’nin size sağlayabileceği yararları şu şekilde sıralayabiliriz;

Bel ve sırt ağrılarını giderme

Kilo kaybı ve vücut geliştirme

Selülit

Dayanıklılık

Kas güçlendirme

Hız

Xbody hakkında daha detaylı bir bilgiye sahip olabilmek için, ücretsiz demo seansına randevu alarak girebilirsiniz.
İletişim bilgilerini isteyenlere mail aracılığı ile paylaşacağım.

2

Mutlu Perşembeler…

Mutluluk…

Happiness bliss

Sizlere ve Haftasonuna Kocaman Bir Merhaba..

Biliyorum çok ara verdim. Aslında o kadar çok şey var ki yazmak istediğim. Geçen zamanda ise hiç boş durmadım. Sürekli çalıştım ve daha fazla sizlerleydim aslında 🙂 Geçtiğimiz hafta Ankara Kongre Merkezi’ nde düzenlenen 2014 Güzellik ve Bakım Fuarı’ nda idim. Çok fazla hemcinsim ile tanışma ve konuşma fırsatı bulduğum için ayrıca çok çok mutlu olduğumu da belirtmek isterim. Yalnız bir sorunumuz var 😦 Çok fazla mutsuzluk gördüm. Birçok kişi kendisiyle barışık değil, olduğu kişi olmaktan mutlu değil, değişmek istiyor ama istenilen değişimler çok radikal ve sonu belkide daha büyük mutsuzluk. Yeni çağ bizlere çok fazla teknolojik imkan sunuyor. Ve ben bunun mutsuzluk getirdiğine artık yüzde yüz eminim. Çünkü kendi hayatımız ve hayatımızı paylaştığımız insanlardan çok başkalarının hayatlarıyla ilgileniyor, nereye gittiklerini, ne giydiklerini ve kimle beraber olduklarını merak ediyoruz. ( tabiki bunu yapmayanlar hala var ) Sosyal Medyayı takip etmek tabiki çok güzel ve bizlere kendimizi geliştirmemiz anlamında elbette çok faydalı olabilir eğer doğru kullanırsak. Benim gözlemim ise sosyal medya ne yazık ki insanları mutsuzluğa itiyor. Başka hayatlara, başka bedenlere ve yüzlere sahip olmak isteniliyor. Daha cazip geliyor başka hayatlar…  Peki ya paylaşıldığı gibi değilse. Ya sadece size süslü taraflarını gösteriyor iseler. Bol makyajlı, rotuşlu ve hatta photoshoplu fotoğraflara bakıp kendinizi değiştirmeye çalışmayın. Kendinizi değiştirmek yerine sizde güzel olanı ön plana çıkarmanın yolu ve yöntemlerini araştırın. Hem şunu da şiddetle savunanlardanım. ilk iletişime geçerken güzel görünmek çok çok önemli ve hatta sizinle iletişime geçilmesinin belki ilk sebebi. Ama sonrası inanın bambaşka. Ne konuştuğunuz , ne düşündüğünüz bütün seyri belirler ve değiştirir. Kendinize yatırım yapmalısınız. Bunu sadece estetik ameliyatlar olarak düşünmeyin 😉 İç dünyanızı sürekli beslemez ve zenginleştirmezseniz nasıl göründüğünüz önemini ilk beş dakika içinde yitirebilir. Çünkü çağımızda neredeyse bütün kadınlar bakımlı ve güzel olmak uğruna birçok şeyi zaten yapıyorlar. Peki ayrımı nasıl yapacağız. Bütünüyle aklımızda güzel olarak kim kalacak. Unutmayın, kişi sizi görüntüsüyle karşılar, konuşmasıyla uğurlar. Kendinizde sevmediğiniz yönler neler bunları düşünün. Nedir sizi size küstüren. Başkalarını eleştirirken çoğu zaman olduğu gibi kendinizi de eleştirirken acımasız olun. Bir şeyi sıklıkla yapıp, sonra pişmanlık duyuyorsanız, tekrar etmemek için ne yapabilirsiniz onu düşünün. Kişisel gelişim kitapları bu konuda hepimiz için yararlı olacaktır. Ben bir Başak burcu kadınıyım ve yükselen burcum ise Koç; zorum, bazen kendimden yorulabiliyorum. Şunu samimiyetle söyleyebilirim ki en acımasız eleştirileri de kendime yaparım. Hata yaptıysam kılıf bulmam çözmeye ve düzeltmeye uğraşırım ya da hiç uğraşmam öylece kabul ederim. ikili ilişkilerimde niyet benim için çok önemlidir. Biri beni üzdüyse eğer yaptığı şeye pembe pembe kılıflar giydirmem. Olayın dışına çıkar ve yalın bir şekilde nasıl göründüğüne bakarım. Dış görünüşümle de uğraşırım elbet. Dedim ya Başak ve Koç birarada aynı bünyede kolay değil :)) Benim için güzellik önce temiz olmaktır. Temiz dişler, aydınlık bir gülüş, temiz bir cilt, temiz saçlar, temiz koku, temiz ve ütülü kıyafetler, temiz temiz temiz… Sonrası ise küçük dokunuşlardır zaten. Kendi kimliğinizi yansıttığınız renkte kıyafetler, saç rengi vs. Bazen burnunu veya herhangi bir yerini yaptırmak isteyen biriyle konuşurken cildine takılmadan kendimi alamıyorum. Akne saçıyor, kirli görünüyor ama önemsemiyor. illa burnunu yaptıracak. Oysa bir dur, sakin ol. Cildine bak, temizlen, arın, ışılda sonra yine burnunsa mutsuz eden o zaman konuşalım. Kilo konusu birde.. Neden herkes çok zayıf olmak istiyor. Normal olmak isteyen nerdeyse yok. Tamam zarif görümek istiyoruz, mini giyebilmek vs. Şimdi belki diyeceksiniz ki senin tuzun kuru. İnanın şu halimden 5 kilo eksik olmak istemem. Olduğum zamanlarda ise kilo almak için inanın çabaladım. Kuru Leyla gibi de güzel değil. Sopa gibi bacaklar, tahta kuru popo 🙂 Biraz baldır lazım kadına biraz kalça. Güzellik merkezlerinde çalışan birçok estetisyen hemcinsimiz artık zayıflıktan afrikalı gibi göründüğünün farkında değil. Hala zayıflama cihazıyla kendilerine birşeyler yapmaya çalışyorlar :)) Skinny pantolon giymek zorunda değiliz yahu. Kahretsin zaten heryerde o pantolonlar var. Değişik bir şey bulamaz olduk. Saatlerce kot arıyorum skinny dışında birşey bulmak için. Güzellik algısı filan değişti tamam anladık ta bu kadar da değişmiş olamaz. Biz kadınlar takıyoruz kiloya bu kadar. Hangi erkek yuvarlak hatlı bir hatun görmüş de beğenmemiş 🙂 Gülşen Bubikoğlu’nun mayolu mini etekli hallerine bakıyorumda Tanrı Kadını yarattı diyorum. Özetle hala çok zayıf olmak isteyenler de bir kere daha düşünsün 😛

Aynada kendinize baktığınızda dışarıdan bir göz olarak bakmayı deneyin. O zaman daha yapıcı düşünebilirsiniz. Belki de sizi beğenen ve sahip olduğunuz özelliklere sahip olmayı arzu eden birçok insan var. Lütfen kendinizle barışın. Kötü ve negatif yönlerinizi de bulun ve onlardan kurtulmak için mücadele edin. İyi olanları ise nasıl daha güzel yaparım, nasıl daha güzel sunarım buna çabalayın. Vee şimdilik hoşçakalın.

Keyfili bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle..

BAYRAM SÜRESİNCE FORMDA KALMANIN PÜF NOKTALARI..

1166BAYRAM SÜRESİNCE FORMDA KALMANIN PÜF NOKTALARI..

Herkese Merhabalaaarr..

Çok mutlu bir Cuma bugün. Cumartesi ve Pazardan sonra Pazartesi ve Salı da bizim heyooo 🙂

Kurban Bayramı geldi çattı. Hoşgeldi sefalar getirdi. Öncelikle tüm İslam aleminin kurban bayramını kutlar, kesilen kurbanları gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırmanızı canı gönülden dilerim.

Gelelim asıl anlatmak istediklerime..

Ben her türlü gıdayı tüketmeyi seven biriyim. Baklava da yerim börekte.. şimdi ilk akla gelen kesin çatalın ucuyla yiyorsunuzdur oldu biliyorum!! ama öyle değil. Yediklerimi dengelemeye çalışarak formda kalıyorum. Sık kilo alıp vermek çok sağlıklı bir durum değildir. Kendinizi iyi hissettiğiniz bir kiloda kalmak için yediklerinizi dengede tutmaya çalışmalısınız. Peki bunu nasıl yapabiliriz. Size bu konuda verebileceğim küçük püf noktaları;

  • Tatlı yerken ( şerbetli tatlılar ) genellikle yanında ayran veya yoğurt ikram edilir. Yoğurt veya ayran tüketirseniz, tatlının şekerini hafifleteceğinden daha çok tüketmenize sebep olacaktır. Sadece tatlınızı yiyin ve ağzınızda uzun tutarak hazzını yaşayın 🙂 daha çabuk doyuma ulaştıracak ve fazlasını içiniz almayacak.
  • Yine tatlı yerken yanında tüketebileceğiniz çay veya kahvenin içine asla şeker atmayın. Ağzınızdaki tat şeker çayınızı da kahvenizi de tatlandırmaya yeter.
  • Börek vs. gibi hamur işi ikramları tüketecek iseniz mutlaka ara öğün şeklinde aç karnına tüketin. Kahvaltı üstüne veya akşam yemeği arkasından börek, hamur işi yemeyin.
  • Kendinize kota koymayın. Aklınızdan bir sayı tutmayın. Örn; iki dilim börek veya 3 kare baklava diye zihninizde sınır be-lir-le-me-yin! Kendinize bu gibi sınırlar koyarsanız psikolojik olarak sizi daha fazla yemeğe iter. Doyana kadar yiyin, serbest bırakın. Daha çabuk doyuma ulaşacaksınız.
  • Özene bezene hazırlanmış ikramları geri çevirmek olmaz tabi ama hazır paket çikolata, şeker gibi şeyleri geri çevirirseniz kimse size darılmaz.
  • Akraba ziyaretlerinizi güzel programlayın. Tok karnına üst üste akraba gezmeyin. Yedirdikçe yedirirler mideniz genişler 🙂
  • Akşam yemeklerinde porsiyon porsiyon tüm çeşitlerden yemek yerine, tabağınıza herşeyden azar azar alın. Böylece ilk önce gözümüz doyar, zihnimiz doyar ve böylece midemizin doyması kolaylaşır.

Bu yapıcaklarınız sizi zayıflatmaz ama emin olun bayram süresince ekstra kilo almanızı önleyebilir.

Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim :)Mutlu Bayramlar…

Cilt Bakımı ve Maskeler Hakkında Pratik Bilgiler..

kahvelipeeling

Cilt Bakımı ve Maskeler Hakkında Pratik Bilgiler..

Maskeler cildin bakımı için yaygın olarak önerilen kozmetik veya bitkisel ürünlerdir. Cildi nemlendirmek, kırışıklıkları gidermek, sivilce oluşumunu önlemek gibi farklı amaçlarla uygulanır ve kişinin cilt yapısı dikkate alınarak yapılan maske uygulamalarınn sonuçları oldukça tatminkardır.

Pürüzlü bir cilt kirli ve bakımsız bir görünüme yol açar. Cildin canlılığı, berraklığı ve temizliğinin ışıltısı ile bırakılacak izlenimi dünyanın en pahalı ve en şık kostümüyle bile yaratamazsınız.

Özellike akne ve sivilce problemi olan kişilerin mutlaka alanında uzman bir hekimden destek almasını öneriyorum. Ancak bazen imkanlar çok kısıtlayıcı olabiliyor. Hayatın zorlukları profesyonel yardımlar almaya izin vermiyor.. Kendimiz için çözümler üretebiliyor olmamız, böyle günleri daha stressiz ve kolay atlatmamızı saglar.

Bu yazımda size sivilce oluşumuna karşı evde uygulayabileceginiz, zaman zaman benimde yapmış oldugum pratik tarifleri aktaracagım. Yalnız önemle altını çizmek isterim ki, evde bitki vb.gibi dogal ürünlerle yapılan hiçbir şey yüzde yüz zararsız degildir. Dogal ürünler oldukça güçlü ve ışıga da duyarlı olduklarından cildinizde yanma, kaşıntı, kızarıklık gibi reaksiyonlar görür iseniz hazırladıgınız ürünü kullanmayı kesmenizi ve yüzünüzü bol su ile yıkamanızı tavsiye ediyorum. Ayrıca yine önemle vurgulamak isterim ki dogal karışımların içerisinde katkı maddeleri olmadıgından az miktarda hazırlamalı, en geç bir haftada tüketmeli ve serin bir ortamda muhafaza etmelisiniz.

Gül suyunun tonik olarak kullanıldıgını artık bilmeyen yoktur herhalde. Ciltte çok güzel etkileri olmasına ragmen biricik eşim gül suyunun kokusunu hiç sevmedigi için ben farklı bir tonik uygulaması yapıyorum. Etkisinden memnun oldugum tarifim ise şu şekilde hazırlanıyor;

  • İki fincan kaynar suda bir poşet yeşilçay 10 dk.bekletilir ve içerisine yarım limon sıkılır. Soguduktan sonra tonik olarak kullanılır. Yeşilçayın iltihap önleyici özelligi vardır. Aynı zamanda cildi sakinleştirir ve aydınlık bir görünüm saglar. Limon ise cildi kurutur ve hafif lekeler üzerinde etkilidir.
  • Yine üzüm sirkesini de birebir oranla suyla karışıtıp tonik olarak kullanabilirsiniz. Benim cildim hassas oldugundan ben sirkeyi kullanamıyorum fakat kullananlardan biliyorum ki çok memnun olanlar var. Üzüm güçlü bir antioksidan kaynagıdır.
  • Peeling için ise en sevdiğim tarif türk kahvesi, esmer şeker, limon ve bal karışımı. Türk kahvesi ve esmer şekerin tanecikleri ile peeling etkisi artırılırken, kahvenin içerisindeki dogal yag ve balın verdigi ışıltı muhteşem.

Umarım oldukça kolay hazırlanabilen bu tariflerden sizlerde yarar görür ve mutlu olursunuz. Keyifli bir haftasonu geçirmenizi diliyorum. Sevgiyle kalın..

Resimdeki kim diyecek olursanız tabiki benim :p  http://instagram.com/burcinonurozbulut

Minik Haftasonu Bakımları

saten kadınlar bakımHerkese Merhabalar…

Cuma günleri size yazmayı daha çok seviyorum. Herkes neşeyle haftasonu planları yapıyor, mutlaka aklından neler yapsam diye geçiriyor ve ben bu yaşam enerjisini seviyorum. Çalışan bayanlar içinse minik bakımları yaptırmanın ve yeni haftaya dinamik hazırlanmanın formulleri bu yazımızda. Dermatolog Uzm. Dr. Sibel Duysak’ ın ( dünya tatlısı, güzel kalpli, güzel insan )sizler için hazırlamış oldugu cilt gencleştirme yontemleri hakkındaki makalesini büyük bir keyifle paylaşıyorum.

CİLT GENÇLEŞTİRME YÖNTEMLERİNE GENEL BAKIŞ

Yaşlanma tüm organlarda oluşan ancak en çok deride fark edilebilen bir süreçtir. Deri yaşlanmasında genetik yatkınlık önemli bir faktör olmakla beraber güneşe maruz kalma,fiziksel ve kimyasal olaylara aşırı maruziyet ( makyaj, mesleksel kimyasal maddeler…) , sigara kullanımı, aşırı alkol kullanımı, diyet alışkanlıkları deri yaşlanmasını hızlandıran başlıca faktörlerdir . Cilt kendini sürekli yenileyerek yaşlanma etkilerini onarmaktadır belli bir yaştan sonra hücrelerde yapılan onarım süreci yavaşlar. Cildin kolajen üretimi düşer, cildin destek tabakasını oluşturan bağ dokusundaki elastik liflerin kaybolması ile de cilt gevşemesi, kırışıklıklar, güneş lekeleri, cildin giderek incelmesi gibi yaşlanma belirtileri ortaya çıkar.

Günümüzde genç bir görünümü sürdürmek veya yeniden kazanmak pek çok insan için kaygı yaratan önemli bir durum haline gelmiştir. Zamana ve dış faktörlere bağlı deri yaşlanması ile mücadelede en temel yaklaşım cilt tipinize uygun ürünlerle cildinizi temizlemek, nemlendirmek ve bilinçli bir şekilde güneşten korunmaktır. Oluşmuş deri yaşlanma belirtileri ile mücadelede ise günümüzde pek çok tedavi yaklaşımı bulunmaktadır. Bu yöntemlerin başlıcaları botilinum toksin enjeksiyonu, dermal dolgular, kimyasal peeling, mikroiğneleme, PRP, mezolifting, lazer , radyofrekans ve ultrasound enerjisi ile cilt gençleştirme işlemleridir. Bu yöntemler tek başına veya kombine olarak uygulanabilir. Hangi yöntemin uygulanacağına kişinin beklentisi ve cilt yapınıza göre hekiminiz karar vermelidir.

BOTİLİNUM TOKSİN ENJEKSİYONU

Botilinum toksin enjeksiyonu tıbben özellikle nörolojik hastalıklarda uzun yıllardır güvenle kullanılmaktadır. Kozmetik uygulamarda 2002 yılından itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Botilinum toksin enjeksiyonu günümüzde özellikle yüzdeki dinamik kırışıklıklarla mücadelede en popüler yöntemlerdendir. Uygulama kısa sürede yapılıp, uzman ellerde uygulandığında yan etki oranı çok düşüktür. Botilinum toksin ile kırışıklık tedavisinde bilinenin aksine bir alt yaş sınırı yoktur. Mimik kırışıklıkları oturmadan önlem amacı ile de uygulanabilmektedir. Uygulamanın kalıcılığı kişiye göre değişmekle beraber 3-6 ay arasındadır.

DERMAL DOLGULAR

Dermal dolgular kırışıklık ve kıvrımları düzeltmek, skarları düzleştirmek, inişli çıkışlı ve gevşek hatları belirlemek deriye yenilenmiş görünüm kazandırmak amacı ile kullanılmaktadır. Cildi dolgunlaştırır, düzgün görünmesini ve nemli kalmasını sağlar. Soruna yönelik farklı dolgu maddeleri kullanılır. Bu maddeler kalıcı ve geçici olabilirler. Geçici maddelerden hyaluronik asit içerikli dolgu maddelerinin 6 ay – 18 ay arasında dayanabilen tipleri vardır
Kalıcı maddeler ise uygulandığında ömür boyu giden değişik içerikli maddelerdir. Bunlar sentetik, silikon bazlı maddelerdir kalıcı maddelerin yabancı cisim reaksiyonuna yol açabilme riski nedeni ile kullanımı son yıllarda sınırlanmıştır.

KİMYASAL PEELİNG

Kimyasal peeling, bir veya birkaç kimyasal ajanın deriye uygulanması ile deride çeşitli derinliklerde kontrollü hasar oluşturulması ve iyileşme sürecinde yenilenmiş sağlıklı derinin ortaya çıkmasını hedefleyen uygulama yöntemidir. Peeling çözeltisinin derideki penetrasyon derinliğine göre yüzeyel, orta ve derin olarak sınıflandırılmaktadır.

Kimyasal peeling derinliği uygulama amacı, cilt rengi ve cilt tipine göre belirlenmektedir. Yüzeyel peelingler üst deri tabakasının yenilenmesi ve üst deri kökenli lekelerin giderilmesi amacı ile kullanılmaktadır. Sıklıkla meyve asitleri (Alfa hidroksi asit-AHA, Beta hidroksi asit-BHA) kullanılmaktadır. Orta derinlikteki peelingler üst deri tabakası ve orta deri tabakasına etki ederler. Hafif-orta şiddetdeki kırışıklıkların giderilmesinde, derinin orta tabakasına kadar inen lekelenmelerin tedavisinde ve gözeneklerin sıkılaştırılmasında kullanılmaktadır. En sık kullanılan kimyasal ajanlar Jessner solüsyonu, glikolik asit ve %35 trikloroasetik asittir (TCA). Derin kimyasal peelingler orta deri tabakasının tamamına penetre olmaktadır. TCA %50, Bakers , Fenol ve Jessner’s solusyonu kullanılır. Derin kırışıklıkların giderilmesinde ve derin akne izlerinin tedavisinde tercih edilmektedir. Derin kimyasal peeling yöntemleri koyu ten yapısına sahip kişilerde tercih edilmemektedir.

MEZOLİFTİNG

Cilde dışından uyguladığımız kremler, solüsyonlar daha çok cildin üst kısmını besler, canlandırır cildin alt tabakasına ulaşmazlar. Fakat cildin asıl canlanması gereken kısmı alt deridir. Mezolifting, vitamin, antioksidan, hyaluronik asit gibi karışımların cildin orta tabakasına enjekte edilmesine dayanan etkili bir tedavi yöntemidir. Mikro enjektörlerle yapılan işlem ağrısız ve acısızdır yada tolere edilebilecek düzeydedir. Hasta tedaviden sonra gündelik yaşamına devam edebilir.Uygulanan maddeler cildin kolajen ve elastin üretimini artırarak cilt yenilenmesini sağlar. Cilt daha parlak bir görünüm alır. Cildin elastikiyeti artarak sarkmalar azalır. Yüz, boyun, dekolte ve ellerde oluşan sarkma ve yaşlılık etkilerini gidermede etkili bir yöntemdir.

MİKROİĞNELEME TEDAVİSİ

Mikroiğneleme tedavisi, “mesoroller, dermaroller-dermapen veya kollojen indüksiyon tedavisi” gibi çeşitli isimlerle de bilinmektedir. Mikroiğneleme derinin ikinci alt tabakasında yer alan dermise mikro kanallar (mikro yaralar) açar ve iğneleme sayesinde deri üzerinde ufacık iğne ucu büyüklüğünde kanamalar olur. Mikroiğneleme uygulaması sırasında açılan mikrokanalların iyileşmesi sürecinde derimize hacim ve dolgunluk veren elastin, kollogen ve hyalüronik asit üretimi artar bunun sonucu deri yüzeyinde, dokusunda ve renginde düzelme olması beklenir .İşlem iz bırakmadan 1-3 günde iyileşir.

Mikroiğneleme yöntemi derideki ince çizgileri açmak, gözenekleri sıkılaştırmak, deri üzerindeki skarları (akne izi, strialar, yanık izi vb.) azaltmak amacı ile kullanılmaktadır. Ayrıca cilde uygulanan topikal kozmetiklerin ve/veya büyüme faktörleri, peptidler ve kök hücrelerin emilimini arttırmaktadır.

RADYOFREKANS VE ULTRASOUND ENERJİSİ İLE CİLT GENÇLEŞTİRME

Odaklanmış radyofrekans ve yoğun ultrason enerjisinin aynı anda veya ayrı enerjiler ile kullanımı ile istenmeyen yağ birikimlerinin azaltılması, cilt sıkılaştırma ve kırışıklık giderme için geliştirilmiş non-invaziv (girişimsel) olmayan tedavi sistemidir.

Kırışıklık azaltma ve cilt gençleştirme üzerine etkisi kollajen dokuya (deri altı bağ dokusu) yöneliktir. Kollajen dolum teknolojisi ile hasarlı kollajen sarmallarının yapısı ısı enerjisinden etkilenir ve çözülme süreci başlar. Doğal iyileşme süreci ile yeni kollajen bağları üretimi için hücreler uyarılır. Cilt yeniden yeni kollajen ile dolar. Tedavi haftada 1 seans uygulanır ve toplam 4 seans önerilmektedir.

Yeni nesil radyofrekans sistemi cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavisinde FDA(Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı bir sistemdir. Günümüzde odaklanmış radyofrekans ve ultrasound enerjisini aynı başlıkta barındıran tek sistem olması nedeni ile Exilis Elite sistemi etkinlik açısından öne çıkmaktadır. Uygun hastalarda kullanıldığında tamamen güvenlidir. Yüz bölgesi uygulamalarında ve Ameliyatsız yüz germede Saten Etkisi sağlamaktadır.

CİLT YENİLEME LAZERLERİ

Cildin lazer ışınları ile komple taranması sonucu lazer ışınlarının ısıya dönüşmesi ile burada kolajen üretimini artırmak esasına dayanan bir tedavi yöntemidir. Kolajen üretimi beraberinde yeni bağ dokusu oluşumunu sağlar. Buda cilde gergin, canlı bir görünüm kazandırır.

Lazer sistemi ile cilt yenilemede ilk olarak ablatif co2 lazerler kullanılmıştır. Ablatif lazer sistemleri ile dokuların hızlı buharlaşması sonucu doku sıkılaşır ve pürüzsüzleşir . Diğer yandan yan etki oranı ve işten kalma süresinin uzun olması bu yöntemlerin cilt gençleştirilmesinde kullanımını azaltmıştır. Ardından nonablatif lazerler ile cilt gençleştirilme yöntemleri popülarite kazanmıştır. Son 10 yılda fraksiyonel cilt yenileme kavramı kullanıma girmiştir. Fraksiyonel terimi derinin bir kısmı veya bir bölümünün tedavi edilmesi anlamına gelir. Tedavi edilecek alanda sağlam deri alanları bırakılarak iyileşmenin hızlandırılması amaçlanmıştır. Hangi lazer sistemi ile hangi yöntemin kullanılacağına deri yapısı ve tedavi beklentisine göre hekiminiz karar vericektir.

Sibel Duysak Burcin Özbulut

Altın İğneler ile Sivilce İzlerine ve Lekelerinize Savaş Açın

saten kadın igneli rf
Sivilce İzlerine ve Lekelerinize Savaş Açarken Cildinizi Gençleştiren Fraksiyonel Radyofrekans Sistemi Hakkında Tüm Merak Edilenler…

Herkese Merhabalar..

Hani derler ya kalbinin güzelligi yüzüne yansımış, bir de melek yüzlü şeytan derler. Biri sevgiden digeri hafif kıskançlıktan söylenmis sözlerdir. Ana konusu güzelliktir 🙂 İster kalp güzelliği yüzünüze yansısın ister güzel yüzünüz icinizdeki fırtınaları bastırsın. Yüzünüz kadar önemli pek az şey vardır. Birçok insanın hayatını kabusa çeviren sivilceler ve izleri, leke problemi ve cilt gençlestirme islemi yapan Fraksiyonel İğneli Radyofrekans Sistemi Hakkında değerli hocamız Prof. Dr. Gonca Gökdemir‘in engin bilgilerini sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.

 

Altın iğneler mikro seviyede derinizin altında radyo frekans enerjileri uygulayarak daha sıkı ve genç bir cilde sahip olmanızı sağlar. Cildinizin gevşeyen, kırışan bölgelerinin dışında sivilce ve cilt lekeleriniz için de uygulama yaptırabilirsiniz.

Altın iğneler mikro seviyede derinizin altında radyo frekans enerjileri uygulayarak daha sıkı ve genç bir cilde sahip olmanızı sağlar. Cildinizin gevşeyen, kırışan bölgelerinin dışında sivilce ve cilt lekeleriniz için de uygulama yaptırabilirsiniz.

Bu yöntemle iğneler cilt altına ilettiği radyofrekans dalgaları ile ısıyı 60 dereceye kadar çıkartır. Cilt yüzeyinizde herhangi bir zarar oluşmayacağı gibi, bu yöntem direk kolajenin üretildiği bölgeye ulaşıyor, bu dokuyu tahrik ederek, doğal bir yara iyileşme süreci başlamış oluyor. Böylece cildiniz kendini yenileyerek onarmaya başlıyor.

Mezoterapi, fraksiyonel lazer ve radyofrekans teknolojisini tek cihazda toplayar. Ofis ortamında bile uygulanabilen bu sistemde kişiye özel tek kullanımlık iğneler kullanılır. Böylece hijyen ve sağlığınız için en önemli koşullardan birisi de sağlanmış olur.

Altın iğne yöntemi her mevsim uygulanabilir. Altın iğne yöntemi ayrıca ifadenizde bir bozukluk oluşturmayarak diğer yöntemlerden kendisini ayırır.

Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

  • Uygulama öncesi cildinizi yumuşatmak ve ağrıyı minimize etmek amacı ile özel bir cilt bakımı uygulanır.
  • Uygulama ortalama 30 dakika sürmektedir. Bu süre uzman doktorumuzun uygun gördüğü kadar uzalabilir ya da kısalabilir.
  • İlk 5-6 saat içerisinde cildinizde yoğun kızarıklıklar oluşacaktır.
  • Takip eden 24 saat – 72 saat arasında ise kızarıklıklar geçerek pembeleşmeye başlamaktadır.
  • İşlem sonrası uzman doktorumuz ve dermatoloğumuzun tavsiye ettiği nemlendirici kremler kullanılmalıdır.

Sık Sorulanlar

Hangi Durumlarda Kullanılır?

Mikroiğneli fraksiyonel radyofrekans sisteminin en çok kullanıldığı durumlar:

  • Cilt gençleştirme ve sivilce izlerinin tedavisi: Cilt gençleştirme etkisi 3 seansta ortaya çıkar. Ameliyatsız cilt germe yöntemi olarak bilinen bu yöntem ameliyata gerek olmadan cildi yeniler ve daha genç bir görünüme neden olur.
  • Sivilce izleri tedavisi:Sivilce izlerinin tedavisinde oldukça etkilidir. Ciltteki gözeneklerin sıkılaşmasına yol açar, siyah noktaların oluşumunu azaltır. Cildin yağlı görünümünü engeller. Fraksiyonel radyofrekans yöntemi cilt çatlamalarında (strialar) ve ameliyat izlerinin tedavisinde de kullanılmaktadır.

Uygulaması Nasıl Yapılır?

Mikroiğneli fraksiyonel radyofrekans sistemi uygulaması öncesi cilt temizlenir.

  • Kişiye özel başlık sisteme takılır ve uygun dozlar belirlenir.
  • Uygulama problemli bölgelere birden fazla geçişler yapılarak tamamlanır. En sık yüz ve boyun bölgesine uygulama yapılır.
  • Uygulama öncesi ağrıyı önlemek için ağrı kesici krem uygulanır.

İşlem yaklaşık 40 dakika sürmektedir. İşlem sonunda hafif kızarıklık ve minik kabuklanmalar görülebilir. O nedenle işlemden sonra 3-4 gün süreyle yara bakımı sağlayan kremler ve güneş koruyucular kullanılmalıdır. İşlemden sonraki gün banyo, deniz ve güneş banyosu yapılmaması önerilir.

Kimler İçin Uygundur?

Fraksiyonel radyofrekans 16 yaşın üzerindeki herkese uygulanabilir. Ancak kanama bozukluğu olan hastalar, kanser hastaları ve aktif enfeksiyonu olan hastalara uygulama yapılmamalıdır.

Tedavi Süresi Nedir?

Mikroiğneli fraksiyonel radyofrekans sistemi ayda bir seanslar şeklinde uygulanır. Cilt yenileme ve sivilce izi tedavisinde 3 seans uygulama yeterlidir. Cilt çatlaklarında ise 5-6 seans tedavi gereklidir.

Uygulamayı Kimler Yapabilir?

Fraksiyonel radyofrekans siteminde kullanılan uçlarda küçük iğneler bulunmaktadır. Bu altın iğneler ciltte minik delikler açar ve kabuklanmalara neden olur. Bu nedenle işlem iğneli bir işlem olduğu için mutlaka bir hastane ya da muayenehane ortamında ve uzman bir doctor tarafından yapılması gereklidir. Uzman olmayan veya doctor olmayan kişiler tarafından yapılan işlemlerden sonra ciltte lekelenmeler ya da mikrobik infeksiyonlar olabilir.

Ağrılı Bir İşlem Midir?

Fraksiyonel radyofrekans sistemi öncesinde ağrı kesici özel kremler uygulanır. Bu kremler ağrı oluşumunu engeller. İşlem sonunda hafif yanma olabilir. Cildi sakinleştirici ve yatıştırıcı özel kremlerle yanma etkisi azaltılır.

Riskleri Var Mıdır?

Fraksiyonel radyofrekans sistemi cildin altındaki dokuları etkiler, cildin en üst tabkasını etkilemez. O nedenle herhangi bir leke kalma riski bulunmaz. Bu nedenle her mevsimde uygulanabilir. İşlem için her hastaya özel başlıklar kullanıldığı için infeksiyon riski yoktur.

 

gonca gokdemir burcin özbulut